14 Mayıs 1948'de İsrail'in kuruluşunun ilan edilmesiyle başlayan Arap-İsrail Savaşı'nın ardından, 1967'deki Altı Gün Savaşı ile Kudüs tamamen İsrail işgali altına girdi. Eski şehrin surları içindeki Yahudi askerlerin görüntüsü, Müslüman dünyasında üzüntüye neden oldu. İşgalin yarattığı tedirginliğin ardından, 21 Ağustos 1969 sabahı Mescid-i Aksâ yakınlarında olağanüstü bir durum yaşandı.
Civardaki hoparlörlerden yapılan çağrılarla, Mescid-i Aksâ'nın minber tarafından dumanlar yükseldiği duyuruldu. İlk şoku atlatan Filistinliler, mescide akın etti. Yüzlerce kişi, mabette başlayan yangını söndürmek için seferber oldu. Bu sırada tekbirler ve salavatlar getiriliyordu. İtfaiye ekiplerinin İsrailliler tarafından engellenmesi nedeniyle yangın, yaklaşık beş saat sonra söndürülebildi. Bu süreçte Kıble Mescidi'nin batı kanadındaki ahşap çatı çöktü ve binada büyük hasar meydana geldi.
Yangının söndürülmesinden birkaç saat sonra olay yerine gelen dönemin İsrail Başbakanı Golda Meir, kundaklamadan Filistinlileri İsrail'e karşı kışkırtma amacı güden terör gruplarını sorumlu tuttu. Yangın başlamadan hemen önce bölgedeki görevlilerin dikkatini çeken bir şüphelinin olduğu belirtilmiş ve eşkal bilgileri üzerinden failler aranmaya başlanmıştı.
Yaklaşık 36 saat sonra, 22 Ağustos akşamı, verilen eşkale uygun bir şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Komünist bir yaşam tarzı benimsenen Yahudi köyünden olduğu belirtilen şüphelinin, olaydan iki hafta önce de benzer bir kundaklama girişiminde bulunduğu ancak başarısız olduğu itiraf edildi. Akli dengesinin yerinde olmadığına kanaat getirilen şüpheli, Avustralya'ya geri gönderildi ve hakkında herhangi bir işlem yapılmadı.
Kıble Mescidi'nin onarımı için oluşturulan fon sayesinde, Kudüs İslam Vakfı aracılığıyla restorasyon işlemleri tamamlandı. Minber, Ürdün Kralı İkinci Abdullah tarafından aslına sadık kalınarak yeniden yaptırıldı ve 2007'de yerine konuldu. Maddi hasar giderilmiş olsa da, 1969'da yaşananların ardından Filistinlilerde oluşan tedirginlik günümüzde de devam etmektedir.