Anavatanı Kuzey Amerika olan ve tuzlu, kurak alanlara uyum sağlama yeteneğiyle bilinen tuz çalısı (Atriplex), Türkiye'de çölleşmeyle mücadelede önemli bir potansiyel taşıyor. Dünya genelinde 250'den fazla türü bulunan bu halofit bitki, özellikle kurak ve tuz oranı yüksek topraklarda gelişim gösterebiliyor.
Tuz çalısının, uygun koşullarda 10 metreye kadar inebilen kök sistemi sayesinde derin su kaynaklarına ulaşabildiği belirtiliyor. Küçük, tüylü ve mumsu yaprakları ise buharlaşmayı azaltarak su kaybını en aza indiriyor. Bitki, -32 °C gibi düşük sıcaklıklara dahi dayanıklılık gösteriyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) tarafından Türkiye'ye getirilen tuz çalısı için ilk deneme ekimleri Konya'daki Tuz Gölü çevresinde gerçekleştirildi. Bitkinin, yüksek tuz oranına rağmen yaşamını sürdürdüğü gözlemlendi. 2011-2014 yılları arasında Eskişehir, Konya ve Karapınar'da yapılan saha çalışmalarıyla, tuz çalısının farklı ekosistemlerdeki performansı incelendi ve aşırı tuzlu, borlu, kireçli ve fakir topraklarda dahi gelişim gösterebildiği tespit edildi.
2021 yılında Aksaray-Konya karayolunda yaşanan kum fırtınası kaynaklı trafik kazalarının ardından, Konya Toprak Su ve Çölleşme ile Mücadele Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, tuz çalısını kullanarak mera ıslah çalışmalarına başladı. Yapılan araştırmalar, tuz çalısının sadece zorlu koşullara dayanmakla kalmayıp, aynı zamanda toprak iyileştirme potansiyeline de sahip olduğunu ortaya koydu. Aşırı otlatılmış ve verimsiz meralarda bitki çeşitliliğini artırdığı gözlemlendi.
İklim değişikliği ve çölleşme riskiyle karşı karşıya olan Türkiye'de, tuz çalısı önemli bir alternatif olarak değerlendiriliyor. Özellikle İç Anadolu, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki kuraklık tehdidine karşı, meraların iyileştirilmesinde kullanılabilecek türler arasında yer alıyor. Düşük bakım ihtiyacı ve uzun ömürlü yapısı sayesinde geniş kurak alanların rehabilitasyonunda önemli bir rol üstlenmesi bekleniyor.
Tuz çalısı, dikim sonrası yalnızca ilk can suyuna ihtiyaç duyuyor ve sonrasında sulama veya gübreleme gerektirmeden uzun yıllar yaşayabiliyor. Yaklaşık iki yıl içinde otlatmaya uygun hale gelen bitki, 30 yıla kadar verimliliğini sürdürebiliyor. Hayvanlar için yüksek proteinli bir yem kaynağı olmasının yanı sıra, kum fırtınalarına karşı doğal bir rüzgâr kıran görevi de görüyor. TAGEM tarafından 2021 yılından bu yana yaklaşık 1 milyon fide üretilerek 9 binden fazla hektarlık alana dikildi. Önümüzdeki yıllarda bu sayının 6 milyona çıkarılması hedefleniyor.