Bilim dünyasında yaşam süresini uzatmaya yönelik gelişmeler hızla devam ederken, toplumların yaşlanan nüfusa yönelik hazırlıklarının yetersiz kaldığına dikkat çekiliyor. Cleveland Tıp Merkezi araştırmacıları tarafından Alzheimer hastalığını tersine çevirerek hafızayı geri kazandırdığı açıklanan tedavi yöntemleri ve senolitik adı verilen yaşlanmış hücreleri temizleyen tedaviler, tıbbi araştırmaların öne çıkan alanları arasında yer alıyor. Bu gelişmelerin, önümüzdeki 50 yıl içinde ortalama 2.2 yıl ek sağlıklı yaşam süresi sağlayabileceği öngörülüyor.
Küresel 'longevity' (uzun yaşam) endüstrisinin 2025'te 746 milyar dolara ulaştığı ve 2035'te yüzde 8.6'lık bir büyüme hızıyla daha da artması bekleniyor. Ancak, insan ömrünün uzamasıyla birlikte, bu süreyi yaşanabilir kılacak altyapıların ve politikaların oluşturulması gerektiği vurgulanıyor. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 65 yaş ve üzeri dünya nüfusu 2050'de 1.58 milyara, 2070'lerin sonunda ise 2.2 milyara ulaşarak 18 yaş altı nüfusu geçecek. 2030'ların ortasında ise 80 yaş üstü nüfusun bebek sayısını aşması bekleniyor.
Türkiye'de de benzer bir demografik dönüşüm yaşanıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2026 başı itibarıyla 65 yaş ve üzeri nüfus beş yılda yüzde 20.5 artarak 9 milyon 583 bine ulaştı. Bu oran, yüzde 11.1 ile resmi yaşlı toplum eşiğini aşmış durumda. Bu yaşlanan nüfus yapısı, kentsel ve mimari altyapılar ile kurumsal politikalar açısından önemli zorlukları beraberinde getiriyor.
Yaşlanmanın yalnızca tıbbi bir sorun olmadığı, aynı zamanda mekânsal ve tasarım odaklı bir sorun olduğu belirtiliyor. Görme kaybı, denge bozuklukları, yavaşlayan refleksler, hafıza kırılganlığı ve artan yalnızlık gibi yaşlanmaya bağlı etkiler, mevcut kentsel yaşam alanlarında çeşitli zorluklar yaratıyor. Kaldırım yükseklikleri, toplu taşıma araçlarının basamakları, binalardaki kaygan zeminler, karmaşık dijital arayüzler ve ev eşyalarının tasarımı gibi unsurlar, yaşlı bireyler için risk oluşturabiliyor. Sağlık hizmetlerine erişim, güvenli ulaşım, düşmeyi önleyici yüzeyler, doğal aydınlatma ve insan onurunu koruyan destek araçları gibi unsurların yeni düzenlemelerde temel standartlar haline gelmesi gerektiği ifade ediliyor.
Bu alanda uluslararası düzeyde örnek projeler de bulunuyor. Londra'daki 'Appleby Blue Almshouse' projesi, yaşlı bireyleri toplumsal bağın içinde tutmayı hedeflerken, Danimarka'daki Agorahaverne/Ibihaven konut projesi mahremiyet ve komşuluk ilişkilerini bir arada kurguluyor. Kentsel hareketlilik ve bina erişimi konularında ise ARUP'un 'Yaşlanan Kentleri Biçimlendirme' raporu gibi çalışmalar, mimarlara ve kent plancılarına yol gösteriyor. Zeal Lifestyle'ın modüler yürüteçleri ve PriestmanGoode'un 'Scooter for Life' projesi gibi mobilite çözümleri de yaşlı bireylerin bağımsız hareketliliğini desteklemeyi amaçlıyor. İnsan ömrünü uzatmaya yönelik çabaların, yaşlılığın dar, yoksul ve bağımlı bir dönem olarak tasarlanmasıyla sekteye uğrayabileceği uyarısı yapılıyor.