Beyne giden kan akışının kesilmesi veya beyin damarlarında meydana gelen kanamalar sonucu oluşan inme, hayati risk taşıyan tıbbi bir durum olarak tanımlanmaktadır. En yaygın neden olarak damar tıkanıklığı gösterilen bu tabloda, zamanında müdahale edilmemesi durumunda beyin hücrelerinde dakikalar içerisinde geri dönüşü olmayan hasarlar meydana gelebilmektedir.
Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Şehnaz Albayrak, inme riskine karşı dikkat edilmesi gereken kritik noktaları ve doğru tedavi süreçlerini paylaştı. Hastanın vakit kaybetmeden, inme tedavisinde deneyimli ve donanımlı bir merkeze ulaştırılmasının önemi vurgulandı. Bu tür merkezlerde hızlı görüntüleme, nörolojik değerlendirme, yoğun bakım desteği ve trombektomi gibi girişimsel tedavi seçeneklerinin bulunması, kalıcı hasar riskini azaltmaktadır.
Türkiye genelinde 112 Acil Sağlık Hizmetleri tarafından yürütülen koordinasyon sistemi ile inme şüphesi olan hastaların, sadece en yakın hastaneye değil, doğru tedaviyi verebilecek uygun inme merkezlerine yönlendirildiği belirtildi. İnme belirtileri arasında yüzün bir tarafında kayma, kol veya bacakta güçsüzlük, konuşma bozukluğu, görme kaybı, denge kaybı ve şiddetli baş ağrısı yer almaktadır.
Son yıllarda yapılan çalışmalar, genç erişkinlerde inme görülme sıklığının %30-40 oranında arttığını göstermektedir. Obezite, sağlıksız beslenme, yoğun stres ve hareketsiz yaşam tarzı gibi faktörlerin bu artışta etkili olduğu ifade edildi. İnme vakalarında ilk 4,5 saat "altın saatler" olarak kabul edilmekte; bu süre zarfında yapılan damar açıcı işlemlerin veya pıhtı çıkarma yöntemlerinin hastanın bağımsız yaşam sürme şansını belirlediği kaydedildi.