NATO Genel Sekreteri Rutte, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek olan zirve öncesinde önemli açıklamalarda bulundu. Brüksel'deki NATO Karargâhı'nda basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Rutte, Ankara Zirvesi'nin taahhütlerin uygulamaya konulduğu bir dönüm noktası olmasını hedeflediklerini belirtti.
İttifakın yeni stratejik vizyonu olan "NATO 3.0" kavramına değinen Rutte, bu yapının Avrupa'nın sorumluluk üstlendiği ve ABD'ye olan bağımlılığın dengelendiği bir model olduğunu ifade etti. Savunma harcamalarının artırılması ve savunma sanayisi üretim kapasitesinin geliştirilmesinin bu süreçteki temel öncelikler arasında yer aldığı kaydedildi.
Türkiye'nin ittifak içerisindeki konumuna dikkat çeken Rutte, ülkenin yaklaşık 3 bin savunma sanayisi şirketine sahip olmasının stratejik bir avantaj olduğunu vurguladı. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin donanımı ve yerli sanayinin inovasyon yeteneğinin NATO'nun kolektif güvenliği açısından kritik bir rol oynadığı dile getirildi. Ayrıca ASELSAN'ın faaliyetlerinin ve Türkiye'nin küresel şirketlerle kurduğu iş birliklerinin oldukça etkileyici olduğu belirtildi.
Güvenlik tehditlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Rutte, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırılarını uzun vadeli temel tehdit olarak tanımladı. Rusya'nın Kuzey Kore, İran ve Çin ile olan yakın temaslarına dikkat çeken Genel Sekreter, NATO'nun 360 derecelik güvenlik perspektifi ile hareket ederek terörizm dahil tüm tehditlere karşı teyakkuzda olduğunu ifade etti.