Zürih'in tarihi dokusunu ve kent manzarasını deneyimlemek isteyenler için İstasyon Caddesi'nden Lindenhof tepesine yapılan yürüyüş önerilir. Bu tepeden şehrin tarihi yapıları, katedrali ve ortasından geçen Limmat Nehri gözlemlenebilir. Uzakta, Alpler'in karlı zirveleri ve mavimsi bir renge bürünen göl manzarası seyredilebilir.
20. yüzyıl Alman edebiyatının önemli isimlerinden Max Frisch, yaşamının büyük bölümünü Zürih'te geçirmiş ve eserlerini bu şehirde yaratmıştır. Göl kıyısındaki kafeler ve lokantalar, onun çalışma ve sosyalleşme mekanları olmuştur. 1978 yılında, edebiyatçı dostu Friedrich Dürrenmatt ile buluştuğu Kronenhalle lokantasında yaşanan bir olay, ikili arasındaki derin bağı ve farklılıkları ortaya koymuştur. Dürrenmatt'ın kendisine imzaladığı kitabında kullandığı 'eski dost ve omuzdaşım' ifadesine Frisch, 'utanılacak bir cümle, hakaret' diyerek tepki göstermiştir. Bu olaya rağmen, farklı görüşlere sahip olsalar da buluşmalarına devam etmişlerdir.
Picasso ve Chagall gibi sanatçıların eserleriyle süslenmiş tarihi Kronenhalle lokantası, göl ile kent tiyatrosu arasındaki konumu sayesinde popülerliğini korumaktadır. Varlıklı ve ünlü isimlerin sıkça tercih ettiği bu mekan, lezzetli ve geleneksel yemekleriyle bilinmektedir. Ancak, aşırı turizm nedeniyle bazı kurallar uygulanmaktadır; fotoğraf çekmek yasaktır ve erkek misafirler için uzun pantolon zorunludur.
Kronenhalle, Zürih ile özdeşleşmiş ve kentin bir simgesi haline gelmiştir. 1924'te Hulda Zumsteg tarafından devralınıp dönüştürülen lokanta, kaliteli ve gösterişsiz mutfağıyla tanınmıştır. Zumsteg, çalışanlarına gösterdiği ilgi ve samimiyetle uzun yıllar boyunca personeliyle çalışmayı başarmıştır. Bu aile sıcaklığındaki ortamda, Zürih'in bohem kesimi ve kültürel elitleri kendilerini evlerinde hissetmişlerdir. Chagall, Fellini, Frisch, Dürrenmatt ve Zuckmayer gibi isimlerin de aralarında bulunduğu sanatçılar ve ünlü simalar için Kronenhalle vazgeçilmez bir buluşma noktası olmuştur.
Max Frisch'in Zürih'teki diğer uğrak yerlerinden biri de 1874'te açılan Bodega Espanola'ydı. İspanyol mutfağından lezzetler sunan bu mekan, Frisch'in eserlerini kaleme aldığı, gazeteleri incelediği ve politik tartışmalara girdiği bir yerdi. Göl kıyısındaki Café Odeon ise 1911'den beri kesintisiz hizmet veren bir başka tarihi mekandır. Savaş yıllarında mülteciler için ilk adreslerden biri olmuş, Viyana kahvehanesi atmosferi arayan aydınlar için ideal bir buluşma noktasıydı. Lenin, Thomas ve Klaus Mann, Einstein gibi isimler Odeon'un müdavimleri arasındaydı. Max Frisch'in günlüklerini yazdığı Cafè de la Terasse de yenilenen salonuyla korunmuştur. Sıcak yaz günlerinde serinlemek isteyenler için Engen göl plajı veya 1949'da Max Frisch'in planlarına göre inşa edilen Letzigraben açık yüzme havuzu da alternatifler arasındadır.