ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın müzakereler için ön şart olarak sunduğu yaptırımların kaldırılması talebine olumsuz yanıt verdi. Trump, önceliklerinin İran'ın nükleer silaha erişimini engellemek olduğunu ve bu konuda geri adım atmayacaklarını belirtti.
Beyaz Saray'da düzenlenen kabine toplantısında konuşan Trump, İran ile devam eden gerilim ve Hürmüz Boğazı'ndaki duruma ilişkin açıklamalarda bulundu. ABD'nin temel stratejisinin İran'ın nükleer kapasitesini tamamen sınırlamak olduğunu yineleyen Trump, "Amacımız İran'ın nükleer silaha erişmesini önlemek. Bu konuda son derece keskin ve kararlıyız." ifadelerini kullandı.
Washington kulislerinde yaptırımların esnetilebileceğine dair iddialar yer alsa da Trump, Tahran yönetiminin ön şart olarak sunduğu "yaptırımların kaldırılması" maddesinin gündemlerinde olmadığını vurguladı. Trump, "Yaptırımların kaldırılması masada değil." şeklinde konuştu.
Bölgesel güvenliğin merkezinde yer alan Hürmüz Boğazı'ndaki kısıtlamalara da değinen Trump, boğazın uluslararası sular kapsamında olduğunu hatırlattı. Trump, "Hürmüz Boğazı'nı hiçbir ülke tek başına kontrol edemez, burası herkese açık olacak." diyerek, İran'ın bölgedeki askeri ve lojistik baskılarına karşı Washington'ın tavrını net bir şekilde ortaya koydu.
ABD'de yaklaşan Kongre ara seçimlerine de değinen Trump, dış politikadaki sert tutumunun iç siyasete etkilerini önemsemediğini söyledi. Ekonomik göstergeler ve artan enerji maliyetlerine ilişkin eleştirilere yanıt veren Trump, Kasım'daki ara seçimleri düşünmediğini ve önceliğinin İran'ın nükleer silah sahibi olamaması olduğunu kaydetti.
Trump'ın "seçimleri önemsemiyorum" çıkışının Cumhuriyetçi Parti içerisinde yankı uyandırması bekleniyor. Siyasi analizlere göre, İran ile yaşanan gerilim nedeniyle küresel petrol fiyatlarındaki dalgalanma, ABD'deki benzin fiyatlarını ve enflasyonu doğrudan etkiliyor. Kasım ayında yapılacak ara seçimlerde, ekonomik tablonun Cumhuriyetçiler aleyhine bir "fatura" çıkarabileceği ifade ediliyor. Demokratların Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu ele geçirme ihtimalinin artması, Trump'ın görev süresinin son iki buçuk yılında yasama noktasında ciddi engellerle karşılaşabileceği yorumlarına neden oluyor.