İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, görev süresinin son günlerinde yaptığı değerlendirmede, Türkiye'de hukukun geldiği noktayı sert sözlerle eleştirdi. Yılmaz, mevcut durumu, “Türkiye Cumhuriyeti dört yanı demir parmaklıklarla çevrili bir açık cezaevi” benzetmesiyle tanımlayarak, ülkenin artık bir hukuk devleti olmadığını savundu.
Göreve geldiği 2022 yılından bu yana geçen sürede hukuk alanında yaşanan olumsuz gelişmelere dikkat çeken Yılmaz, bu sürecin aslında 2010'daki anayasa değişiklikleri ve 2017'deki sistem değişikliği ile başladığını belirtti. Tek adam rejiminin ekonomik, fiziksel ve sözel şiddetin yanı sıra hukuki şiddeti de artırdığını vurgulayan Yılmaz, “Bugün sokak röportajında verilen cevaplar yüzünden bile insanlar gözaltına alınıp tutuklanabiliyor. Kimliği, siyasi görüşü, inancı veya cinsiyeti ne olursa olsun bu şiddet ayırt edilmeksizin uygulanıyor. Yeniden hukuk devleti olmaya çalışmalıyız çünkü artık hukuk devleti değiliz” dedi.
Yargı bağımsızlığını tehdit eden en önemli unsurun, yargının araçsallaşması, siyasallaşması ve talimatla işlerin yürütülmesi olduğunu ifade eden Yılmaz, bu durumun artık alenileştiğini söyledi. Belirli davalara bakması için ek heyetler oluşturulduğunu, istenen kararı vermeyecek hakimlerin görevden alındığını örneklerle anlattı. Yılmaz, “Partili cumhurbaşkanlığı sistemi zaten en büyük sorun. Tarafsızlık yemini eden bir cumhurbaşkanının bir partinin genel başkanı olarak devam etmesi, bu ülkede bir şeylerin taraflı olduğunun en basit örneğidir” diye konuştu.
Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmamasını bir sistem ve rejim sorunu olarak nitelendiren Yılmaz, Can Atalay kararına Yargıtay'ın suç duyurusunda bulunmasını Cumhuriyet tarihinde bir ilk olarak değerlendirdi. AİHM kararlarının Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala dosyalarında uygulanmadığını hatırlatan Yılmaz, Anayasa'nın 90. maddesine göre AİHS'nin en üst iç hukuk normu olmasına rağmen uyulmadığını belirtti.
Seçilmiş belediye başkanlarına yönelik soruşturma ve tutuklamalar ile uzun süre iddianame hazırlanmayan dosyalara da değinen Yılmaz, ceza hukukunda delilden sanığa gidilmesi gerektiğini, ancak günümüzde önce tutuklama yapılıp sonra delil arandığını savundu. Yılmaz, “Kutsal olan yaşamın kendisi değil. Kutsal olan adil bir yaşam, güvenli bir yaşam, adaletli bir yaşam, geleceği olan bir yaşam” sözleriyle konuşmasını tamamladı.