İsveç parlamentosunda kabul edilen ve Avrupa ile Kuzey ülkeleri arasındaki en sert yabancılar yasası olarak nitelendirilen düzenleme, 7 Haziran'da yürürlüğe girecek. Yeni yasayla birlikte İsveç'in göçmen ve sığınmacılara yönelik politikalarında önemli değişiklikler öngörülüyor.
Tarihi boyunca sosyal demokrasi ve göçmenlere açıklık politikalarıyla bilinen İsveç'te, Tage Erlander ve Olof Palme dönemlerinden bu yana süregelen göçmen kabulü anlayışında bir dönüşüm yaşanıyor. Modern İsveç'in temellerini atan Erlander'in 'herkesin evi' (Folkhemmet) vizyonu ve Palme'nin 'hoşgörü, özgürlük ve vicdan' ilkeleriyle şekillenen göçmen politikaları, yeni yasa ile yeniden değerlendiriliyor.
Vatandaşlık başvurusu için gereken bekleme süresi, geriye dönük olarak uygulanmak üzere 5 yıldan 8 yıla çıkarıldı. Bu düzenleme, yaklaşık 100 bin göçmen ve sığınmacıyı etkileyecek. Vatandaşlık başvurusu yapacak kişilerin, bu süre zarfında devlet yardımından yararlanmamaları ve yıllık brüt gelirlerinin en az 250 bin İsveç kronu olması şartı getirildi. Ayrıca, oturma izni başvurularında 'ahlaklı ve dürüst bir yaşam sürdürme' koşulu belirsiz bir şekilde yorumlanabilecek. Kamu kurumlarını yanıltmak, sosyal yardım sistemini kötüye kullanmak, ciddi borç yükü altında olmak veya 'İsveç'in demokratik değerleriyle örtüşmeyen davranışlar sergilemek' gibi durumlar, başvuruların reddedilmesi için yeterli sebep sayılacak.
Sığınmacılara doğrudan süresiz oturma izni verilmesi uygulamasına son verilirken, oturma izinleri belirli aralıklarla ve sığınmacının uyumuna göre yeniden uzatılacak. Karar verilene kadar sığınmacılar, kamplarda kalacak. Birleşmiş Milletler aracılığıyla ülkeye kabul edilecek yıllık mülteci sayısı ise 5 binden 900'e düşürüldü.
Aile birleşimlerinde akrabalık bağlarının kanıtlanamaması durumunda DNA testi zorunluluğu getirildi. Aile araştırmaları, güvenlik polisi SÄPO tarafından yürütülecek güvenlik soruşturmalarıyla desteklenecek. Oturma izni ve aile birleşimi başvurularında, kişilerin İsveç'teki ve geldikleri ülkelerdeki adli sicilleri, borçları ve icra kayıtları incelenecek. Öğretmenler, sağlık çalışanları ve kamu görevlilerine, karşılaştıkları kaçak göçmenleri ihbar etme yükümlülüğü getirildi.
Yeni yasa, özellikle göçmen gençleri yakından ilgilendiriyor. Ülkede yaşayan göçmen gençler, 18 yaşına geldiklerinde bir iş sahibi olmamaları veya eğitimlerine devam etmemeleri halinde sınır dışı edilebilecek. Ağır suç işleyen göçmenlerin vatandaşlıklarının geri alınarak ülkelerine gönderilmesi de gündemde.
İsveç İstatistik Bürosu (SCB) verilerine göre, 10.5 milyonluk nüfusun 2.1 milyonu yurtdışı doğumlu. Göçmen kökenli nüfusun artış hızı, yerli nüfustaki düşük doğum oranları karşısında dikkat çekiyor. Demografik projeksiyonlar, 2065 yılında göçmen kökenli nüfusun yerli nüfusu geçebileceğini öngörüyor. Irkçı bir partinin dışarıdan desteğiyle iktidarda olan sağ koalisyon tarafından çıkarılan bu yasa, göçmen ve sığınmacı hakları açısından önemli bir geriye dönüş olarak değerlendiriliyor.