Uluslararası hukuk uzmanları tarafından savaş suçu olarak nitelendirilen yıkım faaliyetleri, İsrail ordusu tarafından güvenlik gerekçeleriyle sürdürülüyor. Yapılan uydu analizleri, İsrail ordusunun işgal ettiği sınır bölgesindeki şehir ve köylerin %45'inin yerle bir edildiğini veya hasar gördüğünü ortaya koyuyor.
Lübnan'ın güneyindeki Deir Seryan köyünün sakinlerinden, 27 yaşındaki belediye başkan yardımcısı Ali İbrahim, evinin yıkılışına tanık olduğunu belirtti. İbrahim, 2 Mart'ta İsrail ile savaşı başlatan Hizbullah'ın saldırılar düzenlediği stratejik bir bölge olan köyde, 150'den fazla evin aynı gün dinamitle havaya uçurulduğunu söyledi. Köy, Litani Nehri kıyısında ve İsrail sınırına 6 kilometre mesafede bulunuyor.
İsrail ordusu, 17 Nisan'da yürürlüğe giren ateşkesin ardından da yıkıma devam etti. Ali İbrahim, köydeki 350 evden 250'sinin harabe haline geldiğini, 1880'de inşa edilmiş 64 geleneksel taş evin yanı sıra belediye binası, cami, okullar ve sağlık merkezlerinin de yıkıldığını aktardı. Tütün ve zeytin ağaçlarının bulunduğu 7.000 hektarlık tarım arazisi ve 800 hektarlık ormanlık alan da fosfor bombasıyla vurularak toprakları kontamine edildi.
İbrahim, İsraillilerin halkı Hizbullah'a karşı kışkırtmayı ve Lübnan'ın güneyine Yahudi yerleşimciler getirmeyi amaçladığını savundu. Kendisi, Hizbullah'ın direnişinin İsrail'i geri püskürtebileceğini ifade etti.
Ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail ordusu, Lübnan topraklarının %6'sını oluşturan 600 kilometrekarelik bir alanda, sınır hattından 4 ila 8 kilometre derinlikte yer alan yerleşim yerlerini hızla imha etti. Bu bölge, İsrail'in kuzeyini Hizbullah tehdidinden koruma gerekçesiyle 'ileri savunma bölgesi' olarak tanımlanıyor ve 'sarı çizgi' ile sınırlandırılmış durumda. İsrail ordusu, bu yıkımı patlayıcılar, füzeler veya buldozerler aracılığıyla gerçekleştiriyor.