Uluslararası Para Fonu (IMF), küresel ölçekte yüksek borçluluk döneminde artan borçlanma maliyetlerinin kamu maliyesi üzerindeki baskıyı artırdığını ve mali konsolidasyon adımlarının aciliyet kazandığını bildirdi. IMF'nin Mali İzleme Raporu'na ilişkin yayımlanan blog yazısında, yüksek borç seviyelerinin maliye politikası ile faiz oranları arasındaki etkileşimi güçlendirdiği vurgulandı.
Raporda, borçluluğun yüksek olduğu durumlarda politika faizlerindeki artışın bütçe açıklarını ve borç stokunu olumsuz etkilediği belirtilirken, yüksek borçluluğun piyasa faizlerini mali gelişmelere karşı daha duyarlı hale getirdiği ifade edildi. ABD verilerine göre, uzun vadeli faiz oranlarının geleceğe yönelik beklentilerinin son yıllarda kamu borcuna karşı daha hassaslaştığı aktarıldı.
Küresel kamu borcunun 2030 yılına kadar Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYH) yüzde 100'ünü aşmasının beklendiği kaydedildi. Bu seviyeye en son İkinci Dünya Savaşı'nın hemen ardından ulaşıldığı hatırlatıldı. Gelişmiş ekonomilerde tahvil getirilerini artıran etkenler arasında petrol fiyatlarındaki şoklar, kalıcı enflasyon, güçlü yatırım talebi ve yapay zeka yatırımlarıyla bağlantılı büyüme beklentileri yer alıyor. Yüksek borçluluk, harcama baskıları ve gelecek yıllarda yüksek miktarda tahvil ihraç edilmesi beklentisi de uzun vadeli borçlanma maliyetlerini yükseltiyor.
Devletlerin ortalama borçlanma maliyetinin 2021'deki yüzde 2,3 seviyesinden 2031'e kadar yüzde 3,7'ye yükselmesinin beklendiği belirtilen yazıda, artan faiz ödemelerinin kamu yatırımları ve sosyal harcamalar için ayrılacak kaynakları azalttığı ve hükümetlerin ekonomik daralmalara karşı müdahale kapasitesini sınırladığı vurgulandı. Bazı gelişmiş ekonomilerde borçların daha kısa vadelerle yenilenmesi, faiz artışlarının kamu borçlanma maliyetlerine daha hızlı yansımasına neden oluyor. Merkez bankalarının faizleri daha uzun süre yüksek tutma zorunluluğu borç dinamiklerini kötüleştirebilir.
Mali kaygıların piyasa faizlerini yukarı çekebileceği uyarısında bulunulan raporda, yüksek borçluluk ve kısa vadeli borçlanmanın fiyat istikrarının yeniden sağlanmasını güçleştirebileceği ifade edildi. Borçluluğu yüksek gelişmiş ekonomilerin güvenilir orta vadeli planlara ve gerçekçi varsayımlara dayanan somut önlemler alması gerektiği belirtildi. Bu adımların borcu sürdürülebilir bir patikaya oturtmak, borçlanma maliyetlerini sınırlamak ve diğer ülkelere yönelik olumsuz etkileri azaltmak açısından kritik öneme sahip olduğu kaydedildi.
Gelişmekte olan ekonomilerin mali kırılganlıklarını azaltması ve borç yönetimini güçlendirmesi gerektiği vurgulandı. Dış finansmana erişimi kısıtlı düşük gelirli ülkelerde ise öncelikli harcamaların korunması için vergi sistemlerinin güçlendirilmesi ve kamu harcamalarının verimliliğinin artırılması gerektiği aktarıldı. Mali uyum adımlarının ertelenmesinin faiz yükünü ve mali kırılganlıkları artırarak politika seçeneklerini daha da daraltacağı, gecikmenin borcu istikrara kavuşturmak için gereken önlemleri daha kapsamlı ve maliyetli hale getireceği ifade edildi.