Son dönemde glütensiz beslenme alışkanlığı, tıbbi bir zorunluluk olmaksızın geniş kitleler tarafından benimsenmeye başlandı. Özellikle sosyal medya mecralarında yayılan içeriklerin etkisiyle büyüyen bu trend, uzmanlar tarafından sağlık açısından riskli bulunuyor. Tıbbi bir gereklilik bulunmadığı sürece glütenin beslenme düzeninden çıkarılmasının, vücudun ihtiyaç duyduğu temel besin öğelerinin eksikliğine yol açabileceği belirtiliyor.
Besin Öğesi Eksikliği Riski
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Zelal Kal, glütensiz beslenmenin tanımına ilişkin açıklamalarda bulundu. Glütenin arpa, buğday ve çavdar gibi tahıllarda bulunan bir protein olduğunu ifade eden Kal, bu proteinin bazı bireylerde sindirim sorunlarına yol açabildiğini dile getirdi. Ancak, herhangi bir intolerans veya alerji durumu yoksa glütenli gıdaların tüketilmesinin önemine dikkat çekildi.
Çölyak ve Glüten Hassasiyeti Ayrımı
Çölyak hastalığının bağışıklık sisteminin glütene tepki vermesiyle ince bağırsağa zarar veren bir durum olduğunu belirten Zelal Kal, bu hastaların ömür boyu glütensiz beslenmesi gerektiğini vurguladı. Çölyak dışı glüten hassasiyeti yaşayanlarda ise şişkinlik, yorgunluk ve karın ağrısı gibi semptomların görülebileceği ifade edildi. Beslenme alışkanlıklarının bir moda eksenine itilmesinin yanlış sonuçlar doğurabileceği kaydedildi.
Vitamin ve Mineral Kayıplarına Dikkat
Tam tahılların içeriğindeki posa, demir, folat ve B grubu vitaminlerinin (B1, B2, B3) sağlığa önemli katkılar sağladığı hatırlatıldı. Gereksiz glütensiz beslenme uygulamalarında en sık demir, B12 vitamini, folik asit ve D vitamini eksikliklerinin görüldüğü bildirildi. Bu eksikliklerin Tip 2 diyabet riskini artırabileceği ve daha ciddi sağlık problemlerine zemin hazırlayabileceği konusunda uyarılar yapıldı.