Bolivya'nın eski devlet başkanı Evo Morales, ülkesindeki destekçilerine ve kendisine yakın medya kuruluşlarına yaptığı açıklamalarda, siyasi sahneden tasfiye edilmek istendiğini iddia etti. Morales'e yakın çevreler, sosyal medyada yaptıkları paylaşımlarda, ABD silahlı kuvvetleri ile Bolivya polisinin, Morales'i kaçırmak için ortak bir operasyon hazırlığı içinde olduğunu öne sürdü.
Morales, Grey Zone haber portalına verdiği demeçte, üç helikopterin kendisini gözaltına almaya çalıştığını ve yoğun ateş açıldığını belirterek, canlarını zor kurtardıklarını ifade etti. ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı'nın (CIA) kendisini gözaltına alma operasyonunun bir parçası olarak bir helikopteri kullandığını savundu. Morales, gençlere hem iç hem de dış düşmanları tanımlamaları çağrısında bulunarak, iç düşmanları her ülkedeki sağcı güçler, dış düşmanları ise imparatorluk ajanları olarak nitelendirdi.
Eski devlet başkanı, hakkında yürütülen soruşturmayı da 'siyasi tasfiye girişimi' olarak değerlendirdi. Bolivya mahkemelerinin kendisi hakkındaki yakalama kararını yenilemesinin ardından Morales, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, hükümetin kendisine karşı sahte suçlamalarla acımasız bir yargı ve medya operasyonu yürüttüğünü belirtti. Amacın kendisini hem siyasi hem de fiziksel olarak yok etmek olduğunu savundu.
Morales, yaşananları yalnızca Bolivya iç siyasetiyle sınırlı görmediğini ifade etti. Eski lider, Donald Trump yönetimini Latin Amerika'daki sol hareketleri hedef almakla suçladı. Özellikle Venezuela'daki gelişmelerin ardından Washington'un bölgede 'emperyal müdahaleleri artırdığını' iddia etti. Şubat ayında yeniden kamuoyunun önüne çıkan Morales, destekçilerine hitaben yaptığı konuşmada, Latin Amerika'daki tüm sol partileri yok etmek istediklerini söyledi.
ABD yönetimi, Morales'in son 'kaçırılma planı' iddialarına resmi bir yanıt vermedi. Ancak Washington daha önce de Morales'e yönelik gizli operasyon yürüttüğü suçlamalarını reddetmişti. ABD'nin Bolivya politikası, son yıllarda daha çok güvenlik iş birliği, sözde 'uyuşturucuyla mücadele' ve 'demokratik kurumların güçlendirilmesi' ekseninde şekillendi. Morales döneminde ilişkilerde ciddi gerginlikler yaşanmış, Morales 2008 yılında ABD'nin La Paz Büyükelçisi Philip Goldberg ile Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi'ni (DEA) ülkeden çıkarmıştı. O dönemde Morales, Washington'u 'Bolivya'daki demokrasiye karşı komplolar kurmakla' suçlamıştı.
Diğer yandan, La Paz kent merkezi Pazartesi günü saatler süren şiddetli çatışmalara sahne oldu. Binlerce madenci, köylü ve yerli protestocu, Bolivya hükümetinin merkezi olarak kabul edilen Plaza Murillo'ya yürümeye çalışırken polis ile karşı karşıya geldi. Göstericilerin polis hatlarına dinamit lokumları attığı, güvenlik güçlerinin ise göz yaşartıcı gazla karşılık verdiği bildirildi. Yaklaşık üç saat süren çatışmalarda polis barikatlarının aşılamadığı belirtildi. Meydan çevresinde konuşlandırılan ordu birliklerinin doğrudan müdahalede bulunmadığı kaydedildi. Protestolar, göreve gelmesinin üzerinden altı ay geçen Devlet Başkanı Rodrigo Paz'ın karşılaştığı en büyük siyasi kriz olarak değerlendiriliyor.
Eylemler; işçi sendikaları, maaşlı madenciler, Aymara yerli toplulukları ve El Alto mahalle konseylerini bir araya getirdi. 'İhanete karşı pakt' adı altında birleşen gruplar, hükümetle müzakereyi reddederek Başkan Paz'ın istifasını talep ediyor. Göstericiler, yeni yönetimin ekonomi politikalarını ve kabinede iş dünyası ile tarım elitlerine yakın isimlerin ağırlık kazanmasını sert biçimde eleştiriyor. Eski Devlet Başkanı Evo Morales tarafından Cochabamba'daki Chapare bölgesinden çağrısı yapılan 'Bolivya'yı kurtarmak için yaşam yürüyüşü', altı günün ardından başkente ulaştı ve üç haftadır devam eden protestolarla birleşti.