USD 45,43₺ ▲0.20% EUR 53,37₺ ▲0.18% ALTIN 6.867₺ ▼0.02% BTC 3,63M₺ ▼1.43% Mugla 17°C
14 Mayıs 2026

Marmaris Güncel

Yaşam • Moda • Kültür

Çiftçi Tarımın Güvencesi Olarak Vurgulandı
Gundem

Çiftçi Tarımın Güvencesi Olarak Vurgulandı

Küresel gıda krizi endişeleriyle tarımsal üretimin önemi artarken, çiftçinin rolü vurgulanıyor. Uzmanlar, çiftçiye destek politikalarının ve kamucu yaklaşımın tarımın sürdürülebilirliği için zorunlu olduğunu belirtiyor.

3 dk okuma
Paylaş:

Küresel gıda krizi endişeleriyle birlikte tarımsal üretimin stratejik önemi artıyor. Bu üretimin merkezinde ise çiftçinin yer aldığı belirtiliyor. Muğla Planlama Ajansı (MUPA) Başkanı Tansu Özcan, tarımın gerçek gücünün toprakta değil, toprağı işleyen insanlarda olduğunu ifade etti. Özcan, “Çiftçi varsa üretim vardır, üretim varsa hayat devam eder. Nasıl ki kalp durduğunda bir beden yaşamını sürdüremezse üreticinin güç kaybettiği bir tarım sistemi de sürdürülebilirliğini koruyamaz” dedi.

Özcan, son yıllarda iklim koşulları, kuraklık riski, artan maliyetler ve su kaynakları üzerindeki baskının üretim süreçlerini zorlaştırdığını belirtti. TÜİK verilerine göre, 2025'te tahıl üretiminde yüzde 12.3, meyve üretiminde yüzde 30.9 ve zeytin üretiminde yüzde 34.7 düşüş yaşandığına dikkat çekildi. Bu zorlu tabloya rağmen üretmeye devam eden çiftçilerin büyük bir sorumluluk üstlendiği vurgulandı. Özcan, çiftçiyi tarımın merkezine koyan, üreticiyi destekleyen, suyu ve toprağı koruyan, teknolojiye erişimi artıran ve gençleri kırsalda tutan politikaların önemine işaret etti. Çiftçiye sahip çıkmanın, ülkenin geleceğine sahip çıkmak anlamına geldiği belirtildi.

Çukurova Üniversitesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Burak Öztornacı da tarımın ulusal güvenlik ve toplumsal refahın omurgası olduğunu hatırlattı. Modern gıda rejiminin tarımı ticari bir faaliyet olarak kodlama eğiliminde olduğunu ancak gelinen noktada tarıma kamucu yaklaşımın bir zorunluluk haline geldiğini söyledi. Öztornacı, piyasa mekanizmalarının tarım-gıda sistemlerinin sürdürülebilirliği için yetersiz kaldığını ve ekolojik dengeyi korumak adına kamusal müdahalenin merkezi bir rol oynaması gerektiğini belirtti. Gıda enflasyonunun en ağır bedelini, küresel tedarik zincirlerinin en zayıf halkası olan çiftçilerin ve küçük aile işletmelerinin ödediğini tespit etti.

Öztornacı, çiftçiliğin artan yaş ortalaması ve genç nüfusun tarımdan uzaklaşmasıyla ciddi bir kuşak kriziyle karşı karşıya olduğunu vurguladı. Çiftçinin üretimden vazgeçmesinin, yerel bilginin ve biyolojik çeşitliliğin de yok olması anlamına geldiğini ifade etti. Mevcut sistemin riskleri çiftçinin omuzlarına yükleyerek üreticiyi borç sarmalına ittiğini ve mülksüzleşme riskini artırdığını söyledi. Kamucu bir yaklaşımın, çiftçiyi ekosistemin koruyucusu ve gıda arzının garantörü olarak konumlandırması gerektiğini belirtti. Küçük üreticiyi korumak, kooperatifleşmeyi teşvik etmek ve girdi maliyetlerini sübvanse edecek devlet destekli bir üretim planlamasının zorunlu olduğunu ekledi. Devletin piyasayı düzenleyici rolünü aktif hale getirerek, çiftçinin emeğinin karşılığını hasat öncesinde öngörebildiği bir sistem inşa etmesinin, gelecek nesillerin sağlıklı gıdaya erişim hakkını güvence altına alacağı kaydedildi.

E

Editör

Bunları da Beğenebilirsiniz

Yorumlar (0)

Henuz yorum yapilmamis. Ilk yorumu siz yapin!