Ceza hukukçusu Dr. Erdi Yetkin, Türkiye'deki yargılamalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yetkin, mevcut durumun, Almanya'da ortaya atılan 'düşman ceza hukuku' teorisiyle tam olarak açıklanamayacağını belirtti.
Alman bir hukuk profesörünün teorisine göre, hukuk düzenine düşman olarak görülen kişilere (örneğin cinsel suç failleri, terör suçluları) özel bir hukuk biçimi uygulanması gerektiği savunuluyor. Ancak Dr. Yetkin, Türkiye'deki yargılamaların bu teoriden daha farklı bir boyutta olduğunu ifade etti. Türkiye'de özel olarak düşmanlara yönelik bir hukuk bulunmadığını, ancak mevcut kuralların dışına sapmış ve sayısı artan yargılamaların söz konusu olduğunu vurguladı.
Yetkin, Enis Berberoğlu, Osman Kavala, Can Atalay, Selahattin Demirtaş ve Tayfun Kahraman davalarında Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasını örnek gösterdi. Bu durumun, Türkiye'nin 'İkili Devlet' yapısına doğru ilerlediği yönündeki daha önceki tespitlerini desteklediğini söyledi.
İkili Devlet teorisini, bir yanda hukuk kurallarının işlediği, diğer yanda ise halin icabına göre işleyen politik kararların hüküm sürdüğü bir sistem olarak tanımlayan Yetkin, bu yapının Nazi Almanyası'nın savaş öncesi dönemini anlattığını belirtti. Bu sistemde, 'milli' olarak değerlendirilmeyen kesimlere karşı hukuki güvencenin bulunmadığını ve kararların politik duruma göre verildiğini açıkladı.
Türkiye'deki yargılamalarda tutuklama ve telefon dinleme gibi uygulamaların belirli bir şablonu gösterdiğini kaydeden Yetkin, maddi gerçeğin araştırılmasının ötesine geçilip, belli siyasi saiklerle ve kişilere yönelik olarak hukuk kurallarının uygulanmadığı durumlarda, hukuk devletinin dışında ikili bir yapının varlığından söz edilebileceğini dile getirdi. Bu tür durumlarda ceza muhakemesinin politik amaçlı olduğunu ve kararların da politik biçimde verildiğini belirtti.
CHP'nin kurultay sürecinde yaşanan 'mutlak butlan' kararını da değerlendiren Yetkin, çağdaş hukukun öncelikle hukuki güvenliği sağlamaya çalıştığını ifade etti. Hukukçunun, hukukun ilkelerine, metodolojisine ve normlarına dayanmadan karar vermesinin, şeklen hukuki bir karar olsa da esasen hukuki bir karar olmadığını savundu. CHP hakkındaki mutlak butlan kararının, hukukun ilkelerinin, metodolojisinin ve Türkiye'deki geçerli normların tümden reddiyesi anlamına geldiğini belirten Yetkin, bu tür saf politik kararlara karşı hukuki değil, politik mücadele edilebileceğini sözlerine ekledi.