Birleşmiş Milletler (BM), Sudan'da iki yıl önce başlayan iç savaşın ardından insani krizin daha da derinleştiğini bildirdi. Savaşın bilançosu ağırlaşırken, yaklaşık 150 binden fazla kişi hayatını kaybetti ve 6,4 milyon insan yerinden edildi.
Bu kapsamda, El Faşir kentindeki katliamları emreden ve gerçekleştiren kişi ile yapıların tespit edilmesi amacıyla yeni bir soruşturma başlatıldı. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, Sudan halkının karşı karşıya olduğu durumun daha önce tanık olmadığı bir tablo olduğunu belirtti. Türk, Darfur bölgesindeki acıların, 20 yıl önceki Janjaweed milislerinin soykırımından daha büyük boyutlara ulaştığını vurguladı.
Soruşturma kapsamında, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve İran'ın paramiliter gruplara ve orduya silah sevkiyatı yapmakla suçlandığı iddiaları da inceleniyor. BM'nin bu soruşturmayı bağımsız ve güvenilir bir şekilde yürütebilmesi için yeterli mali kaynağa sahip olup olmadığı ise tartışma konusu.
El Faşir, 18 aylık kuşatmanın ardından Hızlı Destek Güçleri'nin (RSF) kontrolüne geçti. RSF'nin, Darfur'un çeşitli bölgelerinde Arap olmayan toplulukları hedef aldığı yönündeki suçlamalar reddediliyor. Çatışmalarda işlenen ağır suçların bir kısmının failler tarafından kaydedilip internette paylaşılması, dijital delil olarak kullanılacak.
G7 ülkeleri, Sudan'daki şiddetin artmasını kınayarak iç savaşı 'dünyanın en büyük insani krizi' olarak nitelendirdi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, RSF'ye silah tedarikinin durdurulması için uluslararası eylem çağrısında bulundu ve bazı ülkeleri eleştirdi. BAE ise El Faşir'deki saldırılardan endişe duyduğunu belirtirken, Sudan ordusunu 'açlık taktiği' uygulamakla suçladı. Sudan ordusu bu iddiaları reddetti.
RSF de suçlamaları reddederek, Sudan ordusunun ateşkesi reddetmesini örtbas etmek için günah keçisi ilan edildiklerini savundu. Sahadaki çatışmalarda ise herhangi bir azalma gözlenmedi. Kent nüfusunun küçük bir kısmı kaçmayı başarırken, uydu görüntülerinde ceset yığınları ve kanlı alanlar tespit edildi.