Amerika Birleşik Devletleri, Brezilya'nın en büyük iki suç örgütü olan PCC (Primeiro Comando da Capital) ve Kızıl Komuta'yı (Comando Vermelho) yabancı terör örgütleri listesine eklediğini duyurdu.
Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından Perşembe günü yapılan açıklama, Brezilya'da Luiz Inácio Lula da Silva hükümeti için bir darbe ve mevcut başkanlık seçimlerinin favori adayı aşırı sağcı senatör Flávio Bolsonaro için bir destek olarak değerlendiriliyor.
Babası eski Başkan Jair Bolsonaro'nun yerine aday gösterilen Flávio Bolsonaro, bu hafta ABD'de Donald Trump ve Rubio ile görüştü. Flávio Bolsonaro, babası hakkında darbe girişiminde bulunmaktan hüküm giyip ev hapsinde tutulduğu için adaylığı engellenen Jair Bolsonaro'nun yerine yarışıyor.
Senatör Flávio Bolsonaro, yolsuzlukla suçlanan bir bankacıdan babası hakkında bir film çekmek için 26.8 milyon dolar istediği yönündeki ses kayıtlarının ortaya çıkmasının ardından anketlerde önemli bir düşüş yaşamıştı.
Rubio, yaptığı açıklamada, bu grupların "Brezilya'daki en şiddetli suç örgütlerinden ikisi olduğunu ve etkilerinin bölgemize ve ülkemize kadar uzandığını" belirtti.
Her iki örgüt de köken olarak Brezilya hapishanelerinde işkence ve kötü muameleye bir tepki olarak ortaya çıktı. Günümüzde Latin Amerika'nın en büyük suç örgütleri arasında yer alan bu gruplar, komşu Kolombiya, Peru ve Bolivya'da üretilen kokaini başta ABD ve Avrupa olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerine ihraç ediyor.
Kızıl Komuta, 1970'lerde askeri diktatörlük tarafından hapsedilen siyasi mahkumlar ile Rio de Janeiro'daki bir hapishanede bulunan adi suçlular arasındaki etkileşimlerden doğdu. PCC ise 1990'larda São Paulo'daki bir hapishanede, polis tarafından bastırılan bir isyanda 111 mahkumun öldürülmesinden aylar sonra kuruldu.
İki grup, uyuşturucu dağıtım ve kaçakçılık rotaları üzerinde kontrol için rekabet etse de farklı yöntemler izliyor. Kızıl Komuta daha merkezi olmayan bir liderlik yapısına sahipken, PCC kurumsal bir yapıya, iyi tanımlanmış hiyerarşilere ve düşük profilli, iş odaklı bir yaklaşıma sahip.
Lula yönetimi, ABD'nin bu grupları terör örgütü olarak sınıflandırma teklifine Brezilya egemenliğine bir hakaret olarak karşı çıkmış ve ülkenin zaten aktif olarak bu örgütlerle mücadele ettiğini savunmuştu. ABD'nin açıklamasından sadece saatler önce Brezilya federal polisi, PCC'nin ülkenin finans sektörüne sızmasına yönelik yeni bir operasyon başlattı.
Başkan Lula henüz ABD'nin kararına ilişkin bir yorum yapmadı. Flávio Bolsonaro ise kararı hemen kutlayarak, "Bir başkan adayı olarak Brezilya ve Brezilyalıların güvenliği için Lula'dan daha fazlasını yaptık" dedi.
ABD'nin bu örgütleri terör grupları olarak sınıflandırma kararı, aylardır bekleniyordu. Ancak bu durum, Trump'ın üç hafta önce Beyaz Saray'da Lula ile yaptığı görüşmede gündeme gelmedi.
Flávio Bolsonaro'nun geçen Salı günü Beyaz Saray'a yaptığı ziyaret, Başkan'ın kamu programında yer almıyordu. Trump'ın Lula ile yaptığı görüşmeden farklı olarak, Trump bu ziyareti sosyal medya hesabından bile duyurmadı.
Bu sınıflandırmanın pratik sonuçları hakkında henüz net bir bilgi bulunmuyor. Analistler, bunun masum Brezilyalılar üzerinde bile finansal yansımaları olabileceği endişesini taşıyor. Ancak bu hamle, Beyaz Saray'ın bölgedeki "uyuşturucuyla mücadele" adı altındaki artan baskısının bir başka örneği olarak yorumlanıyor.