ABD Başkanı Donald Trump, 10 Temmuz tarihinde Kongre'ye sunduğu resmi bildirimle, İran'a yönelik askeri operasyonların 7 Temmuz itibarıyla yeniden başladığını resmen ilan etti. Beyaz Saray tarafından da teyit edilen bu gelişme, iki ülke arasında Haziran ayında imzalanan mutabakatın sona ermesiyle birlikte bölgedeki gerilimi en üst seviyeye taşıdı.
Askeri Operasyonlar ve Sınırlı Hedef Stratejisi
Kongre'ye iletilen mektupta, yürütülen saldırıların sınırlı ve ölçülü bir çerçevede planlandığı, sivil kayıpların minimumda tutulmasının hedeflendiği ifade edildi. ABD'deki Savaş Yetkileri Yasası uyarınca, yönetimin yeni bir onay süreci beklemeksizin 60 gün boyunca askeri faaliyetlerini sürdürebilmesine olanak tanıyan süreç resmen tetiklenmiş oldu. Trump, İran'ın askeri kapasitesinin önemli bir kısmının kontrol altına alındığını iddia etti.
Hürmüz Boğazı'nda Deniz Ablukası ve Enerji Tehdidi
Bölgesel stratejide önceliklerin değiştiği gözlemlenirken, Washington yönetimi odağını nükleer programdan Hürmüz Boğazı üzerindeki deniz ablukasına kaydırdı. ABD ordusu, İran'ın deniz kapasitesini zayıflatmak amacıyla operasyonlarını sürdürürken; Trump, müzakerelerin sağlanamaması durumunda İran'ın enerji altyapısının, elektrik santrallerinin ve kritik köprülerin hedef alınabileceği uyarısında bulundu.
Sahadaki Çatışmalar ve Babülmendep Krizi
Saha operasyonları kapsamında Ahvaz, Bender Abbas ve Buşehr gibi noktalarda saldırılar gerçekleştirilirken, İran tarafı da Hürmüz Boğazı'ndaki tankerlere müdahale ederek ve ABD üslerini hedef alarak karşılık verdi. Öte yandan, gerilim Babülmendep Boğazı hattına da sıçramış durumda. Suudi Arabistan ve Husi grupları arasındaki ateşkesin bozulmasıyla birlikte, küresel enerji ticaretinin ikinci büyük darboğazla karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor.